Amasra’ya kömüre dayalı termik santral kurma tartışmaları, ÇED Başvuru Dosyasının kamuoyuna duyurulması sonrasında yeniden alevlendi. Amasralılar imza kampanyası, bildiri, miting vb eylemlerle termik santral yapımına karşı çıkıyor. Elektrik, Harita ve Kadastro, Jeoloji, Makina ve Ziraat Mühendisleri ile Mimarlar ve Peyzaj Mimarları Odaları ve T. Ormancılar Derneğinin Bartın İl Temsilcileri ÇED Başvuru Dosyasını inceleyerek ortak görüşlerini bir raporla kamuoyuna duyurdu.

Ne diyor Amasralıar?

Amasralıların söyledikleri şöyle özetlenebilir: a) termik santralden çıkacak atıklar hava, su ve toprak kirliliğine yol açacak ve bu durum toplum sağlığını olumsuz olarak etkileyecek, ilin doğal güzelliğinin bozulmasına, turizm faaliyetlerindeki canlılığın azalmasına, balıkçılığın zarar görmesine, organik tarımın engellenmesine, ormanların, meraların ve tarım alanlarının zarar görmesine, dolayısıyla ilin ekonomik yapısında bozulmalara neden olacak; b) şirkete kömür çıkarması için devredilen Amasra ve Kandilli yeraltı maden ocaklarının rezervi termik santralin 49 yıllık üretim gereksinimini karşılamaktan çok uzak ve santrale verilmesi öngörülen 5800 kcal/kg ısıl değerde kömürü yıkama tesisi olmaksızın Amasra’daki sahalardan elde etmek mümkün değil, bu nedenle santralde ya tamamen ya da kısmen ithal kömür kullanılacak; proje kapsamında 60.00 DWT’luk gemilerin yanaşabileceği liman bulunmasının nedeni de budur; c) termik santralin işletilmesi sırasında denetimlerde bir çok kural gözardı edilecektir; d) bölgenin kurulacak bir termik santralden elde edilecek elektrik enerjisine gereksinimi yoktur; rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının inşası bölge için daha yararlı olacaktır; e) şirketin sahadan kömürü çıkarmasında ve tüm ülkeye veya ülke dışına pazarlamasında bir sakınca görülmemektedir.

*          *          *

Termik Santral Entegre Projesi (Santrale Yakıt Sağlayan Kömür İşletmesi, Endüstriyel Atık (Kül) Depolama Alanı, Liman ve Kireçtaşı Ocağı dahil) ile Amasra ilçesinin Gömü ve Tarlaağzı köyleri sınırları içinde, bölgenin kömür rezervlerini kullanarak, pulverize kazan teknolojisine sahip toplam 660x4 MW kurulu güçte termik santral kurulması planlanmaktadır. Santralin ikişer ünitesi, proje sahibi holdingin uhdesindeki iki ayrı şirket tarafından kurulacaktır.

Projeye göre;

santral işletmesinde oluşacak kül ve curuf, hazır beton tesislerine ve/veya çimento fabrikalarına satılacak, belirlenen arazilerde ve/veya yeraltında kömürün alınmasıyla oluşacak boşluklarda depolanacak.

• santralde kullanılacak kömürün miktarı 932 t/s (yaklaşık 6,5 milyon t/yıl) ve kalorifik değeri 5800 kcal/kg.

• yeraltı işletmesine uygun kömür rezervi 573 milyon ton olup üretim tam mekanize yöntemle yapılacak.

• termik santralde 800, kömür ocağı ile iki adet kireçtaşı ocağında da 400 kişi çalışacak.

• proje sahibi holdingin Zonguldak’ın Kandilli (Armutçuk) beldesinde çok daha küçük ölçekli bir kömür çıkarma ve santral (50 MW) projesi de bulunmaktadır. İki proje arasında gerektiğinde kömür taşıyabilmek için, 60.000 DWT ağırlıktaki deniz araçlarının yanaşabileceği bir liman Gömü köyü kuzeyine yapılacak.

*          *          *

Amasra’da “A” ve “B” olarak adlandırılan iki ayrı kömür sahası bulunmaktadır. “A” sahasında üretime yönelik çalışmalar 1963 yılında başlatılmış olup halen Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) tarafından sürdürülmektedir. Rezervi 18 milyon ton dolayında olduğu belirtilen bu sahadaki üretim son yıllarda 200 bin ton/yıl dolayında seyretmektedir.

“B” sahası, 1980’li yıllarda yapılan sondajlarla geliştirilmiş, uzun yıllar atıl tutulduktan sonra rödevans karşılığı işletilmek üzere TTK tarafından 2006 yılında ihale edilmiştir. İşi üstlenen firma ile yapılan sözleşmeye göre, ilk 3 yıldaki hazırlıktan sonra 500 ton ile başlayacak olan yıllık üretim, dokuzuncu yıldan itibaren en az 3,5 milyon ton olacaktır. 20 yıl süreli sözleşmeye göre firma toplam 56 milyon ton kömür üretme taahhüdünde bulunmuştur. Sahanın rezervi süreç içinde çeşitli kuruluşlarca hesaplanmış ve farklı sonuçlar bulunmuştur. TTK’nın son hesaplamalarına göre “B” sahasının rezervi 390 milyon ton dolayındadır. Başvuru dosyasındaki rezerv (573 milyon ton) işi üstlenen firmanın kapsamlı arama ve araştırma çalışmalarına dayanmaktadır.

Hazırlıkların 3 yılda tamamlanamayacağı uygulamada görülünce hazırlık süresi tarafların anlaşmasıyla uzatıldı. Firma, bölgede yeni arama ve araştırma çalışmaları sonrasında maden ocağını tasarladı ve 3 adet derin kuyu açma çalışmalarına başladı. Firma üreteceği kömürü termik santralde değerlendirmeyi düşünerek 2006 yılında 654 MW kurulu güçteki bir santral için lisans aldı. Santral gücü ilk değişiklikte 1100 MW’a ve ikinci değişiklikte de Dosyadaki düzeyine (2640 MW) çıkarıldı.

ÇED Başvuru Dosyası, okuyanda aceleye getirilmiş hissi uyandırmaktadır. Dosya içeriğinde “kopyala-yapıştır teknolojisi”nin izleri, çok ayrıntılı olmayan incelemelerde bile göze çarpabilmektedir. Örneğin “Projenin Önemli Çevresel Etkileri Ve Alınacak Önlemler” bölümündeki 56-63 nolu sayfaların üstlerinde proje sahibi firma ve proje adları farklıdır. Dosya içeriğinde kimi belirsizlik ve çelişkiler de görülebilmektedir. Örneğin, limana yanaşabilecek gemilerin ağırlığı çoğu yerde 60.000 DWT iken bir yerde 170 DWT olarak geçmekte; projede kömür yıkama tesisi (lavvuar)’nden bir yerde söz edilmekte, ancak tesisler açıklanırken ve personel, su ve arazi ihtiyacı ile katı atık konularında bilgi verilirken söz edilmemektedir. Bir başka ilginç örnek de, “Kömür Yeraltı İşletmesi Hafriyat Çalışmaları”nın anlatıldığı paragrafın sonundaki “Dekapaj işlemlerinde herhangi bir kırma ve öğütme işlemi yapılmayacaktır.” cümlesidir.

Başvuru Dosyasındaki bazı bilgiler de zihinlerde tereddütlerin oluşmasına yol açabilmektedir.

Örneğin;

a) alt ısıl değeri 5450-6050 kcal/kg dolayında olan orijinal kömürden 5800 kcal/kg kalorifik değerdeki tuvönan kömür nasıl elde edilebilir?; b) yeraltı işletmesi için öngörülen çalışan sayısı, bir yanlışlık yoksa, çok üst düzeyde bir mekanizasyona işaret etmektedir. Oysa, havzanın tektoniği ile kömür damarlarının kalınlığı ve eğiminin üretimde tam mekanizasyona olanak tanımadığı görüşü uzun yıllardır havzada hakim olan bir görüştür; c) kömür miktar ve kalitesinin projede öngörüldüğü gibi gerçekleşme olasılığının düşüklüğü ve limanın yapım gerekçesinin güçlü olmaması, termik santralde ithal kömür (de) kullanılacağı iddialarına haklılık kazandırmaktadır.

*          *          *

Kömüre dayalı termik santraller sürekli geliştirilen teknolojileriyle dünyada yaygın olarak kullanılmakta ve dünyada üretilen elektriğin yaklaşık yüzde 40’ı kömüre dayalı termik santrallerden elde edilmektedir. Örneğin, elektrik üretiminde kömürün payı Polonya, G. Afrika, Çin, Avustralya, Kazakistan, Hindistan, Çekya, Yunanistan, Almanya ve ABD’de yüzde 93- 51 arasındadır. Kömürün enerji kaynağı olarak gelecekte de önemini koruyacağı dikkate alındığında, enerjide dışa bağımlılığı her geçen gün artan Türkiye’nin, tüm kömür kaynaklarından mümkün olabilecek en kısa sürede yararlanması gerekmektedir. Batı Karadeniz havzasındaki taşkömürleri ülkenin en önemli enerji kaynaklarındandır.

Amasra’da tam mekanizasyona dayalı bir yöntemle taşkömürünün üretilebilmesi, havzanın mekanizasyona elverişli olmadığı yönündeki önyargıların değişmesine ve havzada taşkömürü üretiminin artmasına yol açabilecektir. Bu açıdan Amasra Termik Santral Entegre Projesi, ülke madencilik sektörünü bilenlerin ilgi ile izleyeceği bir projedir.

*          *         *

Sorunun çözümü nerede? Çözüm, meslek ahlâkı kurallarının hakemliğinde hukuk düzleminde olmalıdır. Ve var olan hukuksal düzenlemeler de, kişilerin ve toplumun ortak iyiliği ile toplumun genel menfaatini gözetecek hak ve kuralları, bilimsel ve teknolojik gelişmeleri dikkate alarak içeriyor olmalıdır.

ÇED süreci;

• uluslarası sözleşmelere de yansıyan bilimsel ve teknolojik gelişmeleri dikkate alıyor mu?

• projelerde toplum yararının varlığını, projelerin topluma faydasının maliyetinden çok olmasını gözetiyor mu?

• meslek ahlâkının hakemliğine başvuruyor mu? Süreçte görev alan meslek mensuplarının bilgi ve becerilerini teknoloji ve mevzuattaki gelişmelere uygun düzeyde tutması; dürüst, tarafsız, yolsuzluğa ve rüşvete bulaşmaması; mesleğine, işverene ve müşterisine olduğu kadar topluma karşı da sorumlu olması; bilgi ve becerisini toplum yararına kullanması; sürdürülebilir kalkınma olgusunu gözetmesi sağlanıyor mu? Bu ilkelere aykırı hareket edenlere meslekten men etmeye varan yaptırımlar uygulanıyor mu?

Bu koşulların sağlandığı durumlarda, projelere önyargılı yaklaşılmamalı, ÇED raporuna ve toplumsal fayda-maliyet analiz sonuçlarına göre karar verilmelidir.

---------

Bu yazı 28.02.2010 tarihinde enerjienergy.com adlı web sitesinde yayımlanmaya başlamıştır.

0310720