Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) bir süredir, kendisine sunulan arama faaliyet raporlarının ve işletme projelerinin güvenilirliğini sağlayacak, ruhsat spekülasyonunu önleyecek, ciddi yatırımcıların önünü açacak yöntemler üzerinde çalışmaktadır. Geliştirilen önerilerin TBMM’de bulunan Maden Yasası’nda değişiklik yapılmasına ilişkin tasarıda yer alması olasıdır.

Yürürlükteki mevzuata göre maden arama ya da işletme ruhsat talebinde bulunan herkese, söz konusu faaliyeti yapmaya yeterli mali gücü ve teknik bilgisi olup olmadığına bakılmaksızın ruhsat verilmekte; arama faaliyet raporlarının -faaliyetin niteliğine göre- bir jeoloji, maden ya da jeofizik mühendisince, işletme projelerinin bir maden mühendisince hazırlanması / imzalanması yeterli görülmekte; rapor ve projeler, hazırlayanların yetkinliğine ve kıdemine bakılmaksızın ve doğru dürüst incelenmeksizin muteber kabul edilebilmektedir.

Bunlara ek olarak uygulama dönemindeki denetimlerin yetersizliği nedeniyledir ki; maden sahaları uzun yıllar atıl tutulabilmekte, mühendisinin ücretini ödeyemeyen, ruhsat harcını yatıramayan kişiler sektörde cirit atmakta, mineral kaynaklar ilkel yöntemlerle işletilebilmekte ve israf edilebilmekte; Türkiye iş kazaları istatistiklerinde ilk sıralarda yer almaktadır.

Konunun bir diğer boyutu da yalan yanlış bilgilere dayanan raporlara güvenen kişilerin kandırılabilmesidir. MİGEM’de madencilik sektörü çeşitli kesimlerinin katılımı ile yürütülmekte olan çalışmalarda, gelişmiş ülkelerde kimi küçük farklılıklarla uygulanan model ve kurallar esas alınmaktadır. Söz konusu model ve kuralların temel ilkeleri ile MİGEM’deki çalışmalarda ortaya çıkan taslak hedefler aşağıdaki gibi özetlenebilir:

1) Pek çok ülkede, mineral arama dönemi iki ya da daha fazla aşamaya ayrılmakta, bir aşamaya ilişkin faaliyetlerin tatmin edici düzeyde tamamlanması durumunda bir sonraki aşama için ruhsat/izin verilebilmektedir. MİGEM’de oluşan taslak, maden arama dönemini, Ön İnceleme aşamasını izleyecek 3 aşamaya (Ön Arama, Genel Arama, Detay Arama) ayırmaktadır.

2) Pek çok ülkede ruhsat başvurusunda bulunan kişilerden söz konusu aşamada yapacakları işlere ilişkin bir ayrıntılı “iş programı” ile kendi mali güçleri ve teknik yeteneklerine ilişkin bilgiler istenmekte; ilgili kurum iş programını uygun görür, öngörülen harcamaları iş programı ile uyumlu bulur ve başvuru sahibinin önerilen işleri yapmaya yeterli mali gücü ve teknik yeteneği olduğuna kanaat getirirse, o aşama için ruhsat verebilmektedir. (Benzer hükümlerin 1954 yılından beri yürürlükte olan Petrol Yasasında da bulunduğu anımsanmalıdır.) MİGEM’de oluşan taslak, Ön İnceleme süresi içinde bir “Arama Projesi” talep edilmesini, başvuru sahibinin mali gücünün yeterli bulunması durumunda ruhsat verilmesini; ruhsat verildikten sonra her aşama için öngörülen harcamaların belirlenecek miktarları/oranları aşması durumunda sonraki aşamalara geçiş izni verilmesini esas almaktadır.

3) Pek çok ülkede kamuya açık (şirketin kendisi için hazırladıklarının dışındaki) raporların muteber kabul edilebilmesi için belirlenmiş kurallara uygun olması gerekiyor. Bu kurallara ilişkin bazı temel bilgiler aşağıda yer almaktadır: a) Kurallara hakim olan ilkeler; saydamlık, maddilik (gerekli bütün bilgileri içermesi), yetkinlik ve tarafsızlıktır.

b) Raporlar, rapor konusu işin ilgili olduğu alanda yetkin ve en azından 5 yıl deneyime sahip Yetkin Kişi(ler) {Competent person(s)} tarafından hazırlanmalı ve imzalanmalıdır.

c) Yetkin Kişi, onaylı bir mesleki kurumun üyesi olmalı; bu kurumun uygulanabilir etik kuralları, üyeliği askıya alabilen ya da üyelikten çıkarabilen disiplin süreci ve üyelerinin mesleki gelişimlerini sürekli kılmaya yönelik eğitim programları olmalıdır. Yetkin Kişinin ait olduğu üyelik sınıfı, jüri kararına ve minimum deneyim koşuluna bağlı olmalıdır.

d) Yetkin Kişinin uyması beklenen mesleki davranış ilkeleri arasında; topluma karşı sorumluluk, çalışmalarında dürüstlük, mesleğinin onur ve saygınlığını koruma, çevreyi ve halkın sağlığı ile refahını olumsuz etkilememe de bulunmaktadır.

e) Şirketlerin kamuya açıkladıkları raporlar ‘mineral arama sonuçları’, ‘mineral kaynakları’ ya da ‘mineral rezervleri’ ile ilgili olabilmektedir. Mineral kaynağı ve Mineral rezervi ayrımı ülkemizde pek kullanılmayan bir ayrım türüdür. Kısaca ifade edilecek olursa, ‘mineral kaynağı’ “Yerkabuğu üzerinde veya içinde bulunan ekonomik olarak ilgi çeken, kalite ve miktar olarak sonuçta ekonomik olarak üretilme şansı olan bir madde toplamıdır.” ‘Mineral rezervi’ ise, “Görünür veya muhtemel mineral kaynağının ekonomik olarak işletilebilir parçasıdır.” O günkü madencilik, metalurjik, ekonomik, pazarlama, yasal, çevresel, sosyal ve idari faktörlere göre bir mineral yatağı ‘kaynak’tan ‘rezerv’e ya da tersine dönüşebilmektedir. Yerbilimsel bilginin ve güvenilirliğin artan düzeyine bağımlı olarak kendi içlerinde mineral kaynakları 3 (mümkün, muhtemel ve görünür) ve mineral rezervleri de 2 (muhtemel ve görünür) kategoride olabilmektedir.

f) Türkiye’de geçerli olacak raporlama kuralları, kendisi de uluslararası kurallarla uyumlu olan PERC (Pan-European Reserves and Resources Reporting Committee)’in raporlama kurallarına uyumlu olacak biçimde bir ulusal kurul tarafından hazırlanmalıdır. Ulusal kurulda konuya taraf olan tüm kesimler (MİGEM, MTA gibi kamu kuruluşları, meslek odaları ve dernekleri, TOBB, İMKB, Türkiye Bankalar Birliği, madencilik şirketlerinin örgütleri vb) temsil edilmelidir.

Görüldüğü gibi MİGEM’deki çalışmalarla şekillenen yöntem ve ilkeler, irrasyonel olduğundan kimsenin kuşku duymadığı ancak değiştirilmesi için de yıllardır kimsenin çaba harcamadığı halihazırdaki uygulamalardan önemli farklar içermekte ve önemli sonuçlara yol açabilecek özelliktedir. Uygulanmaları durumunda söz konusu yöntem ve ilkelerin aşağıdaki sonuçlara yol açabileceği tahmin edilebilir.

- Yalnızca mali gücü (ve belki teknik bilgisi de) yeterli olan yatırımcılara ruhsat verilebileceğinden; ciddi yatırımcıların önü açılabilecek; mineral kaynakların atıl tutulması önlenebilecek, bilimsel yöntemlerle aranma, aranan sahalardaki mineral yataklarının tonaj, kalite (tenör ya da kalori) vd özelliklerini daha gerçekçi biçimde tanımlayabilme, optimum biçimde projelendirebilme, verimli işletebilme ve madencilikte çağdaş yöntem ve teknolojileri uygulayabilme şansı artabilecektir.

- Mineral kaynaklara yatırım yapmak isteyen kişiler yalanlara/yanlışlara dayanan raporlar ile kandırılamayacak; finansman kuruluşları sektöre daha kolay kredi verebilecek ve böylece madenciliğe yatırım yapmak isteyenlerin sayısı artabilecektir.

- Mesleki etik kurallarını ihlal edenlere, ciddi yaptırımlar uygulanabileceğinden, mühendislik hizmetlerinin niteliği yükselebilecektir.

- Mesleki anlamda kendini geliştirebilmiş olmasına karşın Yetkin Kişi sayılmadığı için imzası geçerli kabul edilmeyen mühendislerimizin Yetkin Kişi kabul edilebilme ve sonuçta uluslararası alanda hizmet verme imkânı olacaktır.

Madenciliğimizi rasyonel kulvara aktarabilecek yukarıdaki yöntem ve ilkelerin uygulanıp uygulanmayacağını ya da ne zaman ve nasıl uygulanacağını zaman gösterecektir. Küreselleşmenin dayatması ile pek çok alandaki kuralların giderek daha çok ülkede birbirine benzetildiği dikkate alınırsa, anılan yöntem ve ilkelerin ülkemizde uygulanmasının çok zaman almayacağı düşünülebilir.

--------

Bu yazı, 01.04.2010 tarihinde enerjienergy.com adlı web sitesinde yayımlanmaya başlamıştır.

0310713