Maden Yasası’nın 17 maddesinde değişiklik yapan ve 24.06.2010 tarihinde yayımlanan 5995 sayılı yasanın 3 ay içerisinde çıkarılmasını emrettiği Maden Yasası’nın uygulanmasına dair yönetmelik, Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği, Resmi Gazetenin 6 Kasım 2010 tarih ve 27751 tarihli sayısında yayımlanarak yaklaşık 1,5 ay gecikme ile yürürlüğe girdi. Yönetmelik ne gibi yenilikler/değişiklikler içeriyor? Neyi ne kadar doğru düzenlemiş? Yönetmeliğe çok emek verilmiş, pek çok maddede iyileştirme yapılmış olmakla birlikte, kimi konular yeterince olgunlaştırılamadığı için sektörün nur topu gibi yeni sorunları olmuştur.

*    *  *

Yönetmeliğe ilişkin tüm söylenebilecekleri böylesi bir yazı kapsamına sığdırabilmek mümkün olmadığından aşağıdakilerin öne çıkarılması tercih edilmiştir.

1) Geçici ve ek maddeleri hariç önceki yönetmelik 135 madde ile 18 ek formdan oluşmakta iken yeni yönetmelik 170 madde ile 4 ek ve 23 ek formdan oluşmaktadır. Pek çok maddenin içeriği değiştirilmiş ya da daha ayrıntılı düzenlenmiş; madde fıkraları numaralandırılarak izlenmeleri/tanımlanmaları kolaylaştırılmıştır.  Maddelerdeki değişikliklerin bir kısmı yasada yapılan değişikliklerin yansıması iken bir kısmı da uygulamada karşılaşılan sorunları gidermeye yöneliktir. Örneğin, son yıllarda sıkça yaşanan iş kazalarından bazı dersler çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Hem işletme projelerinde yer alması gereken hususlar hem de projeye uygun çalışılmadığının belirlenmesi halinde uygulanacak yaptırımlar daha açık ve daha ayrıntılı belirtilmiş. Uygulamanın nasıl olacağını zaman gösterecek.

2) “Rezerv” ve “kaynak” ayrımı mevzuata girmiştir. Ancak “rezerv” kavramı pek çok ülkede kabul gören standartlardakinden farklı tanımlanmış. Örneğin CRIRSCO’nun Arama Sonuçlarını, Mineral Kaynak ve Mineral Rezervlerini Raporlama Kalıbında rezerv, “kaynağın verili koşullarda ekonomik olarak işletilebilecek bölümü” olarak tanımlanırken, Yönetmelikte “Bir veya birden çok boyutu ve tenörü/kalitesi belirlenmiş maden miktarı” olarak tanımlanmaktadır. Tanımdaki bu farklılık, aşağıdaki paragraflarda açıklanacağı üzere arama sürecinin kurgusuna, arama faaliyetlerinin amacına ve kapsamına yansımaktadır.

3) Terimlerin tanımına, doğru kullanımına ve ifadelerin düzgün olmasına yeterli özenin gösterildiği söylenememektedir. Ön/Genel/Detay Arama Faaliyet Raporları formatlarındaki (Ek Formlar 7, 8 ve 9) şu alt başlık örnek olarak gösterilebilir: “Kaynak/Rezerv Raporu Tahmini/Hesaplaması”. Oysa hukuksal düzenlemelerde ifadelerin hiçbir kuşkuya, hiçbir farklı anlamaya yol açmayacak biçimde açık ve net olması esastır.

4) Her maden grubu için ayrı bir mali yeterlilik tutarı belirlenmiş; arama ruhsatı talep sahiplerinin (gerçek ya da tüzel kişilerin) bu tutarlarda varlıklarının bulunduğunu, gayrimenkulleri ve menkulleri, banka mevduat bilgisi, hisse senedi, ortaklık payı, sermaye piyasası araçları, iş makineleri ve taşıt araçları gibi değerleri ile belgelemeleri; gayrimenkullerini belediye emlak vergi değerleri, iş makineleri ve taşıt araçlarının kasko, sigorta veya amortisman değerleri, hisse senedi ve sermaye piyasası araçları ile özkaynak veya özkaynaktaki ortaklık payını ise yeminli mali müşavir onayı ile ortaklık payına karşılık gelen değeri belgelemeleri zorunlu tutulmuştur. Genellikle yapıldığı gibi, tüzel kişilerden son döneme ilişkin bilanço ve gelir tablosu gibi kolaylıkla elde edilebilen ve daha işlevsel bilgiler içeren onaylı mali tabloların değil de, insanları hayli uğraştıracak biçimde derlenebilecek bu bilgi ve belgeleri ayrı ayrı istemenin amacı ne olabilir ki?

5) Maden arama projeleri için; a) her maden grubu ve her arama dönemi için ayrı asgari faaliyet yeterlilikleri; b) her arama dönemi ve yılı ile her maden grubu için ayrı minimum toplam yatırım (neden “harcama” değil de “yatırım”?) tutarları ve minimum harcama oranları belirlenmiş. Örneğin, metalik maden ruhsatı almak isteyenler; en azından 120.000 TL tutarında mal varlıkları olduğunu kanıtlamalı; hazırlayacakları arama projesindeki toplam yatırım tutarları, ön ve genel arama dönemleri için sırasıyla 120.000 TL ve 250.000 TL, detay arama döneminin her yılı için de 200.000 TL olmalı. Bu tutarların ön ve genel arama dönemlerinde en azından yüzde 40’ını, detay arama döneminin her yılında da en azından yüzde 20’sini harcamış olduklarını kanıtlamaları gerekecektir. Pek çok değişkene bağımlı olan mineral yataklarının arama maliyetlerini olsa olsa yöntemleri ile üç beş tutara indirgeyip sabitlemek ne kadar doğrudur? Şu dönemde en azından şu kadarlık harcama öngörülmeli dendikten sonra, öngörülen harcamaların yapıldığının kabul edilebilmesi için bu öngörülen tutarın yüzde 40’nın ya da 20’sinin harcanmış olmasını yeterli görmek ne kadar tutarlı bir yaklaşımdır? Bu biçimsel koşullar MİGEM’in işini kolaylaştırabilir ve önceki duruma göre bir ilerleme sayılabilir; ancak, arama faaliyetlerinin “mış gibi” yapılmasını ne ölçüde önleyebilir?

Arama süreci kompartımanlara ayrılmış

6) Yasada yapılan son değişiklikle mevzuata giren ön inceleme raporu, maden arama projesi, ön/genel/detay arama dönemlerinde yapılması gereken faaliyetler ve bu dönemlere ilişkin arama faaliyet raporlarının içerikleri düzenlenirken maden arama süreci yanlış bir anlayışla kurgulanmıştır. Kurgunun bilimsel doğruları değil, yerleşik yanlış alışkanlıkları esas aldığı söylenebilir.

Kurgu yanlış çünkü, maden arama süreci ekonomik olarak işletilebilecek bir mineral yatağı bulmaya yönelik olarak yapılması gereken tüm faaliyet ve değerlendirmeleri kapsaması gerekirken; Yönetmelikte arama süreci yalnızca mineral yatağı özelliklerini (yapı, boyut, biçim, tenör/kalite ve kaynak/rezerv vb) ortaya koyacak faaliyetlerden ibaretmiş gibi kabul edilmiştir. Burada bir çelişkiyi de belirtmeden geçmemek gerekir: Tanımlar maddesinde, maden arama projesi; “… ekonomik olarak işletilebilecek bir maden yatağı bulabilmek için… yapılacak olan arama faaliyetlerini… içeren proje” olarak tanımlanmakta, ancak ne maden arama projesi ile ilgili maddelerde ne de arama dönemi faaliyetlerini düzenleyen diğer maddelerde ve ilgili eklerinde mineral yatağının ekonomik olarak işletilip işletilemeyeceğini araştırmaya yönelik hiçbir faaliyet yer almamaktadır. (Ön) fizibilite araştırmasının adı yalnızca Ön/Genel/Detay Arama Faaliyet Raporları formlarında (Ek Form 7, 8 ve 9) “Kaynak/Rezerv Raporu Tahmini/Hesaplaması” başlığı altında “…yapılacak ise…kullanılmalıdır. ” (kim yapacaksa?) biçimindeki bir cümlede geçmekte. İşletme projesi de işletme ruhsatı başvurusu için gereken, arama faaliyetleri ile ilgisi olmayan, aramalar tamamlandıktan sonra başkası tarafından hazırlanması gereken bir belge gibi görülmektedir. Yani yatağın kârlı olarak işletilip işletilemeyeceğini (yapılabilir olup olmadığını) ortaya koyacak (ön) fizibilite/işletme projesi gibi raporların arama dönemi faaliyetleri arasında yer almadığı kabul edilmektedir.

Bir başka garip çelişkiyi de belirtmeden geçmemek gerekir: Detay arama döneminde yapılması istenen faaliyetler arasında şev stabilitesi hakkında yaklaşımda bulunulması, dekapaj (malzemesi döküm sahası) ve atık sahası olarak kullanılabilecek alanların saptanması, tesisler ile alt yapı çalışmaları için yer seçimi ve seçilen yerlerin jeoteknik özelliklerinin belirlenmesi de var. Ama bu bilgilerin kullanılacağı açık ocak tasarımına ve hangi tesislerin/alt yapıların gerekeceğini, bunların özelliklerinin ne olacağını belirlemeye yönelik faaliyetler yok. Bu bilgilere ihtiyaç olup olmayacağı, bu bilgilerin nerelerde kullanılacağı belli değil. (İyilik yap denize at, balık bilmezse halik bilir, misali.)

Buna göre denebilir ki; Yönetmelikte arama süreci kompartımanlara ayrılmış, bir kompartımanda yapılması gerekenlere (jeolojik etütlere) odaklanılmış, o kompartımanda yapılacak faaliyetler ders notunu andırırcasına uzun uzun anlatılmış, diğer kompartıman(lar)da yapılması gereken faaliyetler yok sayılmış, o kompartıman(lar)dakiler ayrı bir araştırma yapacak olursa onların isteyeceği/ihtiyacı olabilecek bilgilerin de verilebileceği belirtilmiş.

Mineral yatağı özelliklerinin ortaya konması arama sürecinin bir parçasıdır. Yatağın kârlı olarak işletilip işletilemeyeceğine yönelik araştırmalar ve değerlendirmeler olmaksızın bu bilgilerin ruhsat sahibi yatırımcı ve ruhsat veren MİGEM nezdinde hiçbir kıymeti harbiyesi olamaz. Maden yatağını işletme niyetinde olan bir yatırımcı yatırımın kârlılığını analiz edebilmek için, ne zaman ne kadar para harcayacağını, ne zaman ne kadar geliri olacağını ve ne gibi riskler üstleneceğini bilmek ister. Hiçbir aklı başında yatırımcı mineral yatağının kârlı olarak işletilebileceğine ilişkin umudu olmadan yıllarca para harcamaya devam etmez. Umudu olduğu sürece arama çalışmalarını sürdürür, umudu kalmadığında aramaları sonlandırır. Belirsizlikleri yeterince azalttığını ve yatağı işletmenin kârlı olacağını düşündüğü anda da madenin geliştirilmesine ve gerekli tesislerin kurulmasına yönelik yatırım çalışmalarına başlar. Hiçbir aklı başında yatırımcı, “Vay be, bu mineral yatağı kârlı olarak işletilemezmiş. Ben yıllarca boşuna para harcamışım.” deme durumuna düşmek istemez. O nedenle arama sürecinde maden yatağını ortaya çıkarmaya yönelik etütlere ek olarak; madencilik yöntemi, ocak tasarımı, gerekiyorsa cevher zenginleştirme, pazar araştırma, gerekli alt yapı, makine, tesisler, çevresel etki, istimlâk, arazi rehabilitasyonu, yatırım ve işletme giderleri gibi yapılabilirliği etkileyebilecek pek çok konunun da her yönüyle (teknik, teknolojik, hukuksal, mali, sosyal, idari) araştırılmasını, tüm seçeneklerin değerlendirilmesini ve süreç içinde ayrıntısı ve güvenilirlik düzeyleri artan raporların hazırlanmasını ister.

Yönetmelikte, toplam 7 yıl sürebileceği kabul edilen ön/genel/detay arama dönemlerinde projenin yapılabilirliğin (fizibilitesinin) araştırılmasına yönelik anılan türden faaliyetlerin olmaması ne anlama geliyor? Bu tür çalışmaların yapılmasına gerek olmadığı mı, yoksa yapılabilirliğin MİGEM’i ilgilendirmediği mi kabul ediliyor? Yatırımcı, yapılabilirlik araştırmalarını yapmaz ve sonunda yatağın kârlı olarak işletilemeyeceğini anlarsa yıllarca boşuna para harcamış olacak. Projenin yapılabilirliği MİGEM’i ilgilendirmiyorsa, yalnızca yatağın özelliklerini ortaya koyan bunca bilgi MİGEM’in ne işine yarayacak? Yönetmeliğin süreci doğru kurgulaması gerekmez mi?

Arama süreci nasıl kurgulanmalı?

Yukarıda da değinildiği gibi maden aramaya yönelik faaliyetlerin amacı, ekonomik olarak işletilebilecek bir mineral yatağı bulmak olarak belirlenmeli; arama projesi buna yönelik tüm faaliyet ve değerlendirmeleri kapsayacak biçimde tasarlanmalı; ön arama ve genel arama dönemleri sonlarında hazırlanacak raporlar –adları ne olursa olsun- ön fizibilite, detay arama dönemi sonunda hazırlanacak rapor da fizibilite raporu niteliğinde olmalıdır. Yatağın özelliklerini ortaya koymaya yönelik faaliyetlerin bulguları ve kaynak/rezerv tahmini, (ön) fizibilite raporlarının bir bölümünü oluşturabilir. Bu raporların hazırlanabilmesi için arama dönemlerinde yatağın özelliklerini belirlemeye yönelik olan ve Yönetmelikte belirtilen faaliyetlere ek olarak yukarıda sayılan ve bir fizibilite araştırması kapsamında yapılması gereken teknik, teknolojik, çevresel, mali, ekonomik, hukuksal, sosyal, idari tüm çalışmaların zaman içinde ayrıntısı ve güvenilirlik düzeyleri artacak biçimde yapılması, optimum çözümlerin belirlenmesi ve bu raporların sonuçlarına göre izleyen dönemin yönlendirilmesi gerekir. Bu çalışmalar ayrı kompartımanlarda değil, jeoloji, jeofizik, harita, maden, metalürji, kimya, çevre vd mühendislik mensuplarının hatta gerektiğinde hukukçu, ekonomist, mali müşavir vb’nin de yer aldığı ekiplerce yapılmalıdır. Bu kapsamdaki bir çalışmayı yatırımcı kendi risklerini azaltmak için yapmalı; bu kapsamdaki bir çalışmayı MİGEM, hüküm ve tasarruf hakkı devlet adına kendisine emanet edilen mineral kaynaklardan etkin ve verimli biçimde yararlanılmasını sağlamak için talep etmelidir.

1) Şu soru da akla geliyor: Arama ruhsatı vermek için ön inceleme raporu, maden arama projesi, mali yeterliliğe ilişkin belgeler vb isteniyor, bunlara ilişkin koşullar öne sürülüyor da ne oluyor? Bunlar incelenecek mi? İncelenemeyeceği anlaşılıyor. Çünkü bu belgeleri verenlere ertesi gün arama ruhsatı/sertifikası düzenleneceği belirtiliyor. O zaman bu belgeleri kim ciddiye alır?   Ön/genel/detay arama faaliyet raporlarının incelenmesi için iki aylık süreler öngörülmüş. Bu incelemelerin sonucuna göre bir sonraki döneme/yıla geçilip geçilemeyeceğine karar verilecek. İncelemede kriterler ne olacak, biçimsel mi, bilimsel mi? Keşke bilimsel incelemeler yapabilecek uzman kadroları olsa da, tüm faaliyetleri ve belgeleri bilimsel açıdan inceleyebilse ilgili kurum.

2) Mühendislik hizmetleri ve mühendis yetkileri ayrıntılı düzenlenmiş. Bu kapsamda, MİGEM’e verilecek proje, rapor vb belgelerde her mühendislik disiplininin yapabileceği hizmetler de belirtilmiş. Mühendisin yetkileri uzmanlığına ve deneyimine göre belirlenmemiş, diplomasına göre parsellenmiş. Hizmet/yetki alanları diplomaya göre parsellenir de, bu parselasyon işlemi sorunlara yol açmaz mı? Örneğin, jeoloji mühendislerinin hizmet ve yetki alanları arasında, maden işletmelerinde jeoteknik etütlerin yapılması ve raporlanması da var. Buna göre örneğin, uzmanlık alanı kaya mekaniği olan, bu konuda pek çok yayını bulunan, dersler vermiş, projelerde yer almış, lisansüstü tezler yönetmiş 20 küsur yıllık bir maden mühendisi profesörün (ya da bu profesörün de yer aldığı maden mühendisi öğretim üyelerinden oluşan bir ekibin) açık ocak tasarımında şev duraylılığına ilişkin vereceği hizmetleri ya da hazırlayacağı raporları MİGEM kabul etmeyecek, yeni mezun, hiçbir deneyimi olmayan bir jeoloji mühendisinin hizmetlerini/imzasını kabul edecek öyle mi? Bu anlayışa ne denir? Bu anlayış yargıdan dönmez mi?

Son söz

Yönetmeliğin hazırlanmasında çok emek harcandığından, maden arama faaliyetlerine ciddiyet getirilmek istendiğinden, katkıda bulunanların iyi niyetinden kuşku duyulmamaktadır. Sektörün çeşitli kesim temsilcileri görüşlerinin alındığı da bilinmektedir. Ancak ne yazık ki tüm bunların kusursuz/sorunsuz bir yönetmeliği ortaya çıkaramadığı görülmektedir. Keşke bu düzenlemelerin biraz daha olgunlaşabilmesi sağlanabilseydi. Keşke sektör yeni sorunlarla uğraşmak zorunda bırakılmasaydı. Keşke topluma zaman ve emek kaybettirmeyecek bir yönetmelik hazırlanabilseydi.

-------

Bu yazı, 3.12.2010 ve 08.12.2010 tarihlerinde enerjienergy.com adlı web sitesinde iki bölüm halinde yayımlanmaya başlamıştır.

0302006