Bu yazı, Ada Kentliyim adlı derginin 1995/4 sayısında yer almıştır.

 

Mehmet Kayadelen

Maden Mühendisi

 

Son yirmi yılda global ve ulusal ölçekte yaşanan gelişmeler biçim değişikliğine uğratmış olsa da, kentsel ısınma, sorun olma özelliğini sürdürmektedir. Uzun vadeli bir perspektife dayandırılmayan, konunun ekonomik, toplumsal ve çevresel boyutlarını birlikte ele almayan çabalar, yalnızca günü geçiştirmeye yaramış, kalıcı çözümler getirememiştir.

1970’li yılara değin, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de, kullanımındaki göreli kolaylığı, ucuzluğu ve karşılaşılmış herhangi bir olumsuzluğu bulunmaması nedeniyle kentsel ısınmada akaryakıt yaygın biçimde kullanılmaktaydı. Ancak, 1970’lerin başında ve sonunda yaşanan iki petrol krizi sonrasında, akaryakıtın fiyat ve güvenilirlik avantajları kaybolmuş; enerji santrallerinde, sanayide ve ısınmada yerli bir kaynak olan linyit kömürü tercih edilir olmuştu. Öylesine ki, 1980 yılında 14 milyon ton dolayında olan Türkiye linyit üretimi, 1992’de neredeyse dörde katlanarak 51 milyon ton dolayına yükseldi. Bu durum sorunu çözmemiş, bir başka düzleme taşımış; önce Ankara’da, daha sonra da diğer metropollerde hava kirliliği kabul edilebilir sınırların çok üzerine çıkmıştı. Çünkü kalitesi iyi olmayan linyitlerimizin hiçbir iyileştirmeye tabi tutulmadan kazan ve sobalarda çok miktarda yakılması sonucu; karbon dioksit, karbon monoksit, kükürt dioksit, azot oksitleri, uçucu organik bileşikler, tanesel maddeler (partiküller) ve kül gibi havayı kirleten ürünlerin havadaki miktarı hızla artmış; ve bu olumsuzluklar, kent planlaması, yakma sistemleri ve ısı yalıtımı konularındaki yanlışlık ve motorlu taşıt aracı egzozlarının denetimsizliği gibi var olan kimi diğer olumsuzluklarla bir araya gelmişti.

Hava Kirliliğine “Kısa Vadeli Çözüm”: Kömür Dışalımı

Büyük kentlerdeki hava kirliliğinin yoğunlaştığı 1980’li yıllar aynı zamanda, sanayileşmekten vazgeçildiği, dışa açılma ve KİT’lerin tasfiye sürecinin başlatıldığı yıllardı. “Her şeyi bizim yapmamız gerekmiyordu. İyi yapanı bulup almamız yeterliydi”. Bu anlayışın sonucu olarak, linyit rezervlerinin büyük çoğunluğunu elinde bulunduran, en çok linyit üreten Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) Kurumunun, linyitlerin iyileştirilmesine yönelik yatırımları engellenmiş; Kömür Satış ve Tevzi Müessesesi kapatılarak pazar etkinliği azaltılmış; yalnızca dış alımın kolaylaştırılmasına yönelik düzenlemeler yapılmıştı. Kentlerin havasını iyileştirmek için kaliteli kömür (taşkömürü) dış alımını özendirmek adına açılan ve denetlenemeyen kapılardan, ne olduğu belirsiz yakıtlar da girmiştir. Örneğin, çimento fabrikalarında kullanılması için sınır ticaretiyle izin verilen, yakıt olup olmadığı bile tartışılan petrokokun her kalitesi yurda girmiş ve bunlar sanayinin diğer dallarında hatta ısınmada bile kullanılabilmiştir (9 Eylül Üniversitesinde yapılan bir çalışmada, yüzde 3,5 ve yüzde 8 oranlarında yanıcı kükürt içeren petrokokların kullanıldığı saptanmıştır).

Isınma amaçlı kömür dış alımının özündeki yanlışlığa, kimi zaman, dış alımın biçimindeki yanlışlık da eklenmektedir: Kömür daha çok kış aylarında kullanılan, stoklanamayan, satış olanaklarına koşut olarak üretimi planlanan ve üretimi kış aylarında yoğunlaşan bir metadır. Dolayısıyla, tedarik bağlantılarının çok önceden yapılması gerekmektedir. Zamanında bağlantı yapamayan kimi belediyeler ancak, fiyatı daha yüksek olan spot piyasadan kömür tedarik edebilmektedir. Örneğin, yerli kömür kullanımı sınırlanan İstanbul’da, halkın bu kış kömüre daha yüksek bedel ödemek zorunda kalacağından, dahası istediği miktarda kömür bulamayacağından söz edilmektedir.

Denetlenmesi koşuluyla ancak geçici bir çözüm olarak kabul edilmesi gereken kömür dış alımı, aradan geçen bunca yıla karşın azalmamış, tersine, artarak devam etmektedir. Yerli kömür madenciliğinin gelişmesini engelleyen dışa bağımlı bir kömür tedarik yönetimi, kalıcı bir çözüm olarak düşünülemez, düşünülmemelidir.

Rezervler Yeterli, Kalite Düşük

Türkiye’de bilinen kömür rezervlerinin 1,2 milyar tonu taşkömürü ve 8 milyar tonu linyit olmak üzere toplam 9,2 milyar ton olduğu tahmin edilmektedir (Aramaların devam etmesi durumunda rezervlerin artması beklenmektedir). Buna göre, kömür rezervlerimiz ülke gereksinimini uzun yıllar karşılayabilecek durumdadır.

Yalnızca Zonguldak Havzasında bulunan taşkömürü, çeşitli nedenlerle sınırlı miktarda üretilebilmektedir (Yıllık satılabilir taşkömürü üretimi son yıllarda 2,5-3 milyon ton düzeyinde gerçekleşmiştir). Isınma amacıyla kullanılan taşkömürünün toplam taşkömürü tüketimindeki payı yaklaşık yüzde 17’dir (1994 yılında bu oran yüzde 9 düzeyine inmiştir).

Linyit rezervlerinin yaklaşık yarısı projelendirilerek üretime alınmıştır. Türkiye linyit üretimi 50 milyon ton dolayında olup, bunun yaklaşık yüzde 85’ini TKİ Kurumu, yüzde 15’ini ise özel sektör gerçekleştirmektedir. TKİ üretiminin yaklaşık yüzde 75’i termik santrallere, geri kalanları ise sanayi ve ısınmaya verilmektedir. 1992 ve 1993 yıllarında toplam linyit üretiminin yaklaşık yüzde 15’i ısınmada kullanılmıştır (Doğal gaz kullanımının yaygınlaşmasının da etkisi ile bu oran 1994 yılında yüzde 12 düzeyine inmiştir). Özel kesim üretiminin tamamı sanayi ve ısınmaya verilmektedir.

Türkiye’de bilinen linyit rezervlerinin büyük çoğunluğu, yüksek düzeyde kül, uçucu madde, nem ve kükürt içermekte olup ısıl değeri düşüktür. Toplam linyit rezervlerinin yalnızca yüzde 3,7’sinin toplam kükürdü yüzde 1’den ve külü yüzde 20’den az; yüzde 15’ninin nemi yüzde 20’den az; ve ancak yüzde 7’sinin kalorisi 3.000 kcal/kg’dan fazladır.

Isınmada kullanılacak kömürün nitelikleri için ülke genelinde geçerli olacak standartlar bulunmamaktadır. Bu konuda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının bir genelgesi uygulanmaktadır. Buna göre, hava kirliliği Birinci Derece olan illerde kullanılacak kömürün alt ısıl değeri 4.500 kcal/kg ve kükürt oranı en fazla yüzde 1,5 olmalıdır. Hava kirliliği İkinci Derece olan iller ile hava kirliliği olmayan iller için bu oranlar sırasıyla 4.000 kcal/kg ve yüzde 2; 3.000 kcal/kg ve yüze 3’tür.

Maden Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı, Türkiye Madenciler Derneği ve Genç Maden İşletmecileri Derneği tarafından oluşturulan bir kurul, 1995/1996 kış sezonunda büyük kentlerimizde kömürden kaynaklanan hava kirliliğini en az düzeye indirecek yerli kömür özelliklerini ve toleranslarını şöyle saptamıştır:

Nem (satışa sunulan kömürde) :  %20+3

Kül (satışa sunulan kömürde)   :  %14+2

Yanar Kükürt (kuru bazda)       :  %1,2 (en fazla)

Alt Isıl Değer (kuru bazda)        : 5.200 kcal/kg (en az)

Boyut                                            : -150 mm + 20 mm (+150 mm en fazla %10 ve -20 mm en fazla %20)

 

ABD’de havaya verilebilecek en fazla SOx 2,16 kg/106 kcal olarak sınırlandırılmıştır. Buna göre kalorifik değeri 4.000 kcal/kg olan bir linyitte yanar kükürt oranı en çok yüzde 0,43 olmalıdır.

Belirtilen koşulları sağlayabilecek kömür yatağı sayısı Türkiye’de ne yazık ki birkaçı geçmemektedir. Bu durumda kömürlerimizin ısınmada kullanılabilmesi için mutlaka iyileştirilmeleri gerekmektedir.

Linyitlerimiz İyileştirilerek Kullanılabilir

Linyitlerimizin kentsel ısınmada tüketimini sınırlayan nem, kül, kükürt gibi safsızlıkların bir kısmının, halen TKİ’nin çeşitli işletmelerindeki tesislerde de uygulanan konvansiyonel kömür yıkama yöntemleriyle uzaklaştırılması olanaklıdır.  Özellikle yüksek kükürt içeriği nedeniyle kullanımı sınırlanan linyitlerimizin, yeni teknolojilerle iyileştirilebileceği bilim adamlarımızca belirtilmektedir.

Dolayısıyla, hiç zaman yitirmeden, mümkün olabilecek en fazla kömürden yararlanmayı sağlayacak biçimde, söz konusu teknolojilerin araştırılması ve uygulanmasına olanak sağlanmalıdır.

Linyitlerimize Uygun Yakma Sistemleri Geliştirilmelidir

Ülkemizde sanayide ve ısınmada kömürün yakılmasında uygulana gelen yakma sistemlerinin genelde Alman ve İngiliz kökenli olduğu ve kömürlerimize uygulandığında yeterli verimin alınamadığı öne sürülmektedir. Bu durum, enerji israfına neden olurken hava kirliliğini artırmaktadır. Çünkü yanmanın tam olmaması durumunda karbon monoksit, metan, kurum ve katran gibi havayı kirleten çeşitli ürünler oluşmaktadır.

Linyitlerimize uygun yakma sistemlerine yönelik olarak son yıllarda sağlanan gelişmeler umut vericidir. Bunlardan, akışkan yataklı yakma sistemlerinin uygulandığı tesislerden elde edilen sonuçlar, bu sistemin linyitlerimize uygun olduğu kanısını güçlendirmiştir. Kayda değer bir diğer gelişme de, Gazi Üniversitesinde linyitlerin daha verimli ve temiz yakılmasını sağlayacak yeni bir sobanın (Gazi Sobası) geliştirilmesidir. Bu ve benzeri teknolojilerin yaygın biçimde uygulanması ile linyitlerimizden sanayide ve kentsel ısınmada yararlanma şansı artacak, kentlerde hava kirliliği azalacak ve ekonomik yararlar sağlanacaktır.

Yerli Kaynakların Kullanımı Özendirilmelidir

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca yapılan tahminlere göre, 1995 yılı için 62 milyon TEP olan birincil enerji kaynakları talebi, yılda ortalama yüzde 6,3 oranında artarak 2010 yılında 156 milyon TEP düzeyine ulaşacaktır. Şimdiki durumda bile genel enerji talebinin yarısı dış alım yoluyla karşılanırken, önlem alınmaması durumunda, gelecekte enerjide dışa bağımlılık çok yüksek oranlara çıkacaktır. Stratejik ve ekonomik sakıncalar yaratabilecek bu durumu önleyebilmek için, yerli kaynaklardan en üst düzeyde yararlanma yolları mutlaka bulunmalıdır.

Yerli birincil enerji kaynaklarından en başta geleni linyit kömürüdür. Nitekim yine ETKB’nın öngörülerine göre 1994 yılında 50 milyon ton dolayında olan toplam linyit üretimimiz 2010 yılında 184 milyon ton dolayına çıkacak ve linyitin, toplam enerji tüketimindeki payı yüzde 20 olacaktır.

Kentsel ısınmada kullanılabilecek en temiz ve en rahat yakıt kuşkusuz doğal gazdır. Ancak, doğal gazın tüm kentsel alanlarda kullanılması – en azından görünür vadede - söz konusu olamayacağından, kentsel ısınmada diğer yakıt türlerine de gereksinim duyulacaktır. Taşınması, depolanması ve kullanılmasındaki dezavantajlarına karşılık maliyet ve güvenilirlik avantajları olduğu bilinen ve çevresel açıdan sakıncalarının giderilebileceği bilim adamlarınca kanıtlanan linyitlerin, termik santraller ve sanayiye ek olarak kentsel ısınmada da kullanılması, kömür madenciliğimizi geliştirecek; katma değer ve istihdam yaratma, döviz tasarrufu sağlama ve büyük kentlere göçün önlenmesine katkıda bulunma gibi ekonomik ve toplumsal yararlar sağlayacaktır.

Bu nedenlerle, yerli kömürlerin iyileştirilmesi ve verimli yakılmasına yönelik araştırma-geliştirme çalışmaları desteklenmeli, linyit rezervlerinin arttırılması ve işletilmesine yönelik yatırımlar bilinçli biçimde özendirilmelidir.

Yararlanılan Kaynaklar

Altaş, B., “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Kömür Politikaları”, Kömür Hazırlama Teknolojileri konulu sempozyuma sunulan bildiri, Ankara, Ekim 1995.

Arıoğlu, E., “Hava Kirliliği -Kömür Gerçeği- Enerji Tasarrufu Politikaları”, TMMOB Maden Müh. Odası İstanbul Şubesi (Editör: Prof. Dr. Ergin Arıoğlu), İstanbul, Mayıs 1995.

Durmaz, A., Ercan, Y. ve Boran A., “Yüksek Verimli ve Düşük Hava Kirletici Emisyonlu Bir Linyit Sobasının (Gazi Sobası) Geliştirilmesi”, TMMOB Maden Müh. Odası İstanbul Şubesi (Editör: Prof. Dr. Ergin Arıoğlu), İstanbul, Mayıs 1995.

Ekinci, E. ve Atakül, H., “Kömür Yakma Sistemleri”, 2000’li yıllara Doğru Linyit Sektörümüz Sempozyumu, TMMOB Maden Mühendisleri Odası, Ankara, Kasım 1994.

ODTÜ Maden Müh. Bölümü Cevher Hazırlama Ana Bilim Dalı, “Linyitlerin İyileştirilmesi”, 2000’li yıllara Doğru Linyit Sektörümüz Sempozyumu, TMMOB Maden Mühendisleri Odası, Ankara, Kasım 1994.

TMMOB Maden Mühendisleri Odası Arşivi.

Yılmaz, H., “Çevre Korunması Açısından Linyit Kullanımı Hedefleri ve Çevre Üzerindeki Etkileri” 2000’li Yıllara Doğru Linyit Sektörümüz Sempozyumu, TMMOB Maden Mühendisleri Odası, Ankara, Kasım 1994.

 

0302004