Elektrik Üretim A.Ş.’ye ait Çatalağzı Termik Santrali (ÇATES)’nin özelleştirme programına alınmasına ilişkin Özelleştirme Yüksek Kurulunun kararı Resmi Gazete’nin 19.03.2013 tarihli nüshasında yayımlandı. Resmi Gazete’de yayımlanan bu karar ile, Santral ve Santral tarafından kullanılan taşınmazların “Varlık Satışı” yöntemi ile özelleştirilmesi ve özelleştirme işlemlerinin 31.12.2015 tarihine kadar tamamlanması öngörülüyor. ÇATES’in özelleştirme kapsamına alınarak özelleştirmeye hazırlık işlemine tabi tutulmasına yaklaşık 10 yıl önce (30.05.2003 tarihinde) karar verilmişti.

Görünen o ki, Zonguldak Havzası'ndaki taşkömürlerini yakmakta olan ÇATES’in özelleştirilmesi, Havzadaki bazı taşları yerinden oynatacaktır. Ama nasıl? Taşlar yeniden dizilince kim(ler) kazanmış, kim(ler) kaybetmiş olacak? Bu soruların yanıtları büyük oranda, özelleştirmeye ilişkin kuralların nasıl şekilleneceğine ve ihaleyi kazanacak olan firmanın icraatına bağımlı olacaktır.

Erişilebilen veriler ışığında mevcut durumu ve olası sorun alanlarını analiz etmeye çalışalım.

Mevcut Durum

Özelleştirme konusu olan ve Çatalağzı B olarak ya da kısaca ÇATES olarak anılan termik santral, Zonguldak ilinin Merkez ilçesine bağlı ve Merkez ilçenin 17 km doğusunda bulunan Çatalağzı (Işıkveren) mevkiindedir. 2x150 MWe kurulu gücündeki Santral, faydalı ömrünü tamamlayan Çatalağzı A santralini ikame etmek üzere kuruldu. İlk ünitesi 1989 yılında, ikinci ünitesi de 1991 yılında işletmeye alındı. Toplam 6x20 MWe kurulu gücündeki Çatalağzı A santralinin üçer üniteden oluşan ilk grubu 1948 yılında, ikinci grubu da 1955-56 yıllarında işletmeye alınmıştı.

Çatalağzı A ve B santralleri, Zonguldak Havzası’ndaki kömür yıkama tesisleri (lavvuar) atığı ya da ara ürünü sayılabilecek, başka yerde kullanılamayan, piyasaya sunulamayan, ticari değeri düşük, ince taneli, görece düşük kalorili ve kül içeriği yüksek flotasyon artığı, mikst, şlam gibi ürünlerinin değerlendirilmesi amacıyla kurulmuştu. Yani Havzadaki kömür yıkama tesisleri atıklarının Santral ana yakıtı olarak kullanılmasıyla, hem atıklardan kurtulmak hem de elektrik üretmek hedeflenmişti. Havzadaki yıkama tesislerinde asıl amaç, ocaklardan çıkarıldığı biçimi ile (tuvönan) kullanılması tercih edilmeyen kömürün, piyasanın (DÇ fabrikaları, diğer sanayi tesisleri ve ısınma sektörü gibi) istediği nitelikteki ürünleri elde etmek üzere yıkanarak kalitelerini artırıp ayrıştırmaktır. ÇATES B’in tasarımında Alt Isıl Değeri 3.300 kcal/kg, kül içeriği yüzde 50 olan kömürden günde 5.000-5.500 ton (yılda yaklaşık 1,7 milyon ton) kullanılması esas alınmış.

Havza taşkömürlerini işletme hakkı, 1940 yılında çıkarılan 3867 Sayılı Kanun gereği Türkiye Taşkömürü Kurumuna (TTK) ait. Havzadaki -1200 metre derinliğe kadar tahmin edilen toplam kömür varlığı 1,3 milyar ton dolayında. TTK halen beş müessesesinde (Karadon, Üzülmez, Kozlu, Armutçuk ve Amasra) yeraltı işletme yöntemi ile kömür çıkarmakta. İlk üç müessesenin bulunduğu bölgelerdeki kömürler koklaşabilir, Armutçuk bölgesindekiler yarı koklaşabilir, Amasra bölgesindekiler ise koklaşamaz nitelikte. Koklaşabilir nitelikteki taşkömürü rezervinin toplam rezerv içerisindeki payı yaklaşık %67’dir. Havza kömürlerinin kalorifik değeri 5.450-7.050 kcal/kg (AID) arasında değişmektedir.

ÇATES’in asıl kömür tedarikçisi TTK’dır. Ancak özellikle TTK üretiminin yeterli olmadığı zamanlarda, TTK’ya ait bazı sahaları imtiyaz payı karşılığı işletmekte olan özel firmalar da Santrale kömür verebilmektedir. TTK, 1989 yılından bu yana, kendisi açısından işletilebilirliği bulunmayan bazı alanları, ruhsatı uhdesinde kalmak koşuluyla, imtiyaz payı (rödevans) karşılığında özel firmalarca işlettirmektedir. Özel firmalar, 2012 yılında 27 üretim alanından, toplamı 314.430 ton olmak üzere, 751 ton ile 150.230 ton arasında değişen miktarlarda kömür çıkarmış.

ÇATES B’nin kurulmasına karar verildiği 1980’li yılların ilk yarısında TTK’nın satılabilir nitelikteki kömür üretim miktarı 3-3,5 milyon ton/yıl dolayında, DÇ fabrikalarına verilen kömür 1,5 milyon ton/yıl dolayında, ÇATES A’ya verilen kömür miktarı da 500 bin ton/yıl dolayında idi. ÇATES B’nin işletmeye alınması ile birlikte Santral ihtiyacının karşılanmasına öncelik verildiği anlaşılmakta. Çünkü, TTK’nın kömür üretim miktarındaki azalmanın da etkisiyle Santrale verilen kömürün toplam satışlardaki payı yükselmiş ve yüzde 60-70 seviyesinde seyretmeye başlamış. Ve buna bağımlı olarak da DÇ fabrikalarına verilen kömürün hem miktarı hem de toplam içindeki payı azalmış. TTK’nın 2012 yılında satılabilir nitelikteki kömür üretim miktarı 1,4 milyon ton dolayında, Santrale beş müessesesinden verdiği kömürün toplamdaki oranı yüzde 60, DÇ fabrikalarına verdiği kömürün oranı da yüzde 30 düzeyinde olmuş.

Nitelikleri farklı olmakla birlikte, bir kıyaslama yapabilmek açısından Santrale ve DÇ fabrikalarına verilen ürün fiyatlarının bilinmesinde de yarar var. 2013 yılı ilk 8 ayı verilerine göre, Santrale verilen ortalama 3.971 kcal/kg ısıl değere sahip yüzde 42,87 küllü filtrasyon ürünü olarak adlandırılan kömürün ortalama fiyatı 131 TL/ton iken, DÇ fabrikalarına verilen ortalama 7.219 kcal/kg ısıl değere sahip yüzde 9,68 küllü (0/10 tane iriliğindeki) koklaşabilir kömürün ortalama fiyatı 260 TL/ton olmuş. Santrale verilen kömür fiyatının iki kuruluş arasında düzenlenen protokollerle belirlendiğini (Ne de olsa ikisi de kamu kuruluşu ve ikisi de aynı Bakanlığın ilgili kuruluşları.) ve DÇ fabrikalarına verilen kömürün fiyatında dünya fiyatlarının esas alındığını da not etmekte fayda var.

Buna göre, koklaşabilir nitelikteki kömürlerin Santralde kullanılan miktarı arttığı ölçüde TTK gelir kaybına uğramış ve Ülke, DÇ fabrikaları için daha fazla miktarda koklaşabilir kömür ithal eder olmuştur.

Olası Sorun Alanları

Santralın özelleştirme ihale şartnamesi kömür tedarikine dair bir perspektife sahip olmak durumundadır. Tersi düşünülemez. Ve bu perspektifin mevcut kömür tedarikçilerini doğrudan ve bu tedarikçilerin çalışanları ile diğer ilgili bazı kesimleri de dolaylı etkilememesi düşünülemez. Santral mevcut tasarım özellikleri ile kalacak olsa da, mevcut ünitelerde değişiklik yapılacak ve/veya yeni üniteler eklenecek olsa da mevcut kömür tedarikçileri bir biçimde etkilenebilecektir. Bir başka ifade ile Havzadaki mevcut taşların yerinden oynamama seçeneği yok görünüyor. Santralın özelleştirilmesiyle açığa çıkacağı öngörülebilen bazı sorun alanları şunlardır:

1) Santralın asıl tedarikçisi olan TTK, ocaklarında verimliliğin düşük ve üretim maliyetinin yüksek olması nedeniyle her yıl 250-300 milyon dolar dolayında zarar etmektedir. Örneğin, 2012 yılı zararı 529 milyon TL’yi aşmıştır. Santralın yeni sahibine maliyetine eşit ya da onun üstünde bir fiyattan kömür satamayacağına göre TTK’nın zararları devam edecektir. Hükümet/Hazine TTK’yı sübvanse etmeye devam edebilecek mi? Mümkün görünmüyor. Peki ne olur? Herhalde TTK varlığını bugünkü biçimiyle koruyamaz. TTK’nın ocakları özel firmalarca mı işletilir? Ocakları özel sektöre toptan mı devredilir, müesseseler itibariyle bölünerek mi? Yoksa, Santral ihalesini kazanana, kömür ocakları da bedava mı verilir? (Seydişehir Alüminyum tesislerini alana Oymapınar HES’in bedava verilmesi gibi.) TTK’da çalışan toplam 11.500 kişi (ve aileleri) bu gelişmelerden nasıl etkilenir?

2) Santralın diğer tedarikçileri olan imtiyaz payı karşılığı kömür üreten özel firmalar, Santralın mevcut yapısı korunsa bile, Santral kömür ihtiyacının ne kadarını ne kadar süre ile vermeyi garanti edebilirler? Özel firmaların Santrale uzun süre kömür vermeyi taahhüt edebilmeleri için ya sahaların kendi ruhsatlarında olması ya da ruhsat sahibi (TTK) ile en azından aynı süreler için yapılmış kiralama (rödevans) sözleşmeleri olması ve söz konusu sahalarda yeterli rezerv bulunduğunun kanıtlanması gerekir. Havza kömürleri ruhsatlarının bu firmalara devri olasılığı yok. TTK ile yapmış oldukları rödevans sözleşmeleri de süreli olmalı. Süreler daha kaç yıl devam edebilir? Sözleşmenin bitiminden sonraki dönem için kim neye dayanarak şimdiden Santralın olası işleticisine kömür vermeyi garanti edebilir? Özel firmalara tahsis edilen sınırlı rezervler, Santralın kaç yıllık ihtiyacını karşılayabilir? Rezervleri tükenince ne olacak? Geleceğe dair böylesi belirsizlikler sürerse, hangi potansiyel istekli risk alır da özelleştirme ihalesine teklif verir? Ayrıca, gelecekte yalnızca Havzadaki birkaç kömür üreticisine bağımlı kalmak ve onların herhangi bir nedenle kartel oluşturma olasılığı, Santral işleticisinin uykusunun kaçmasına yol açmaz mı?

3) Özelleştirme ihalesini kazanacak firma, Santrale yeni ünite(ler) ekleyecek ve/veya mevcut üniteleri yenileyecek olsa, ki bunları yapması beklenir, yeni tasarım değerleri olasılıkla daha nitelikli kömürleri esas alacaktır. Almalıdır da. Peki, istenilen nitelik ve nicelikte kömürün tamamı ya da en azından önemli bir kısmı Havzadan tedarik edilebilir mi? İhale aşamasında, Santralı işletmeye istekli olanlara, kim neye dayanarak, istenen nitelik ve nicelikte kömür tedarik edebileceği garantisini verebilir? Santral işleticisi kömürü nerden almayı tercih eder?

4) Santral için istenen miktar ve kalitede kömürün Havzadan karşılanması programlanırken, koklaşabilir nitelikteki rezervler de kapsama dahil mi edilecek, yoksa daha değerli olan bu tür kömürlerin mümkün olduğunca çok miktarının DÇ fabrikalarında değerlendirilmesi gözetilebilecek mi?

5) Santral kömürünün Havzadan temin edilmemesi durumunda, halen Santrale verilmekte olan ürünlerin başka kullanım alanı olmadığından, Havzadaki madencilik ya rasyonel işletmecilik ile başka pazarlara hitap edebilecek biçimde yeni bir çıkış yolu bulacak ya da çok küçülecek. Rasyonel işletmecilik ile Havza madenciliğinde başka pazarlara yönelik yeni bir çıkış yolu bulunabilir mi? Nasıl? Bu çözümde devlet işletmeciliğine yer var mı? Havzadaki madenciliğin çok küçülmesi durumunda ise Havzadan büyük bir göç olabilecektir. Nitekim, Santralin bir ünitesinin 1,5 yıldır bakımda olması nedeniyle halen imtiyaz payı karşılığı kömür üretmekte olan özel firmaların bu sürede üretimlerini azaltması sonucu özel kömür ocaklarında çalışan 6 bin kişiden 2.500’ünün kenti terk ettiğinden, çoğunluğunun Soma dolaylarındaki kömür madenlerinde çalışmaya gittiğinden söz edilmekte.

6) Havzadaki özel kömür işleticisi firmaların Santralın özelleştirilme kararından hoşnut olmadığı basına yansıdı. Bu firmalar özelleştirme ihalesine konsorsiyum halinde girmeyi düşünmekte, ihalenin kendilerine verilmesini, en azından ihale şartnamesinde kömürün Havzadan teminine ilişkin bir hüküm bulunmasını, böylece faaliyetlerinin devamının garanti altına alınmasını istemekte; tersi durumda kentte 17 bin kişinin işini kaybedeceğini iddia etmektedir. Böylesi bir durumda, Havzadaki ekonomik ve sosyal yapının ağır bir darbe alması kaçınılmazdır. Bu firmaların hangi istekleri ne ölçüde karşılanabilir?

7) Havzada halen santral işletenler, Amasra’daki kömürleri çıkarıp kuracakları santral(ler)de değerlendirme amacıyla faaliyetlerini sürdürenler gibi büyük oyuncuların da ÇATES’in özelleştirilmesine ilgi gösterdiklerine dair haberler basında yer almakta. İhaleyi onlardan birinin kazanması durumunda tercihi/çıkarı, bu seçeneklerden hangisi ile örtüşür?

8) TTK zararının sürdürülemez boyutta olduğu, radikal bir çözüm bulunması gerektiği Turgut Özal’ınkilerden başlayarak hemen her hükümet döneminde yetkililerce dile getirilmiştir. Son olarak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız geçtiğimiz Eylül ayında bu görüşü tekrarlamış ve “Bizim oraya sosyal yapıyı bozmadan ve ana dokuyu sarsmadan mutlaka oradaki zararı telafi edici bir yöntem kullanmamız lazım.” demiştir. Bakan Yıldız’ın bu sözleri yukarıda sayılan olasılıklardan hangisine tekabül ediyor olabilir?

Santralın özelleştirilmesine ilişkin şartname bu soruların bir kısmına cevap vermek durumundadır. Geriye kalan soruların cevapları da olasılıkla başka kararlarla/düzenlemelerle verilecektir. Kullanılacak her bir oyun çok değerli olduğu seçimlere doğru yokuş aşağı yol alındığı bir süreçte, yukarıdaki tüm sorulara cevap verebilecek kararlar alınır mı/açıklanır mı? Yoksa kaybedenlerle kazanacakların ilanı için, gündemdeki üçüncü seçim sonrasındaki günler beklenir mi?

Bakalım günler ne gösterecek. ÇATES’in özelleştirilmesiyle Havza nasıl etkilenecek ve kim(ler) kazanacak, kim(ler) kaybedecek?

0302005