TBMM Madencilik Sektöründeki Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun raporu 5 Ekim 2010 günü Meclis Genel Kurulunda görüşüldü. 21 ayrı önergenin gereği olarak kurulan Komisyon çalışmalarına Ocak 2010’da başlamıştı.

Komisyon, çalışmaları sırasında sektörün çeşitli kesimlerini temsil eden 200'den fazla kişi ve kuruluşun görüş ve önerilerini dinlemiş, Kanada’da iki eyalette yetkililerden bilgi almış ve Türkiye’de 14 ildeki çok sayıda maden işletmesi ile Kanada’da bir Millî Park içindeki Myra Falls madenini (Pb, Zn, Au, Ag, Cu) yerinde incelemiştir.

Raporda, petrol ve doğal gazı da kapsayacak biçimde madencilik sektörünün sorunları ve çözüm önerilerine ek olarak; mevzuat, politikalar, üretim, dış ticaret, vergilendirme, devlet yardımları, çevre, iş sağlığı ve güvenliği, dünya madenciliğine ilişkin bilgiler, dünya madenciliğinde kaynak/rezerv raporlamada uygulanan standartlar gibi pek çok konuya ilişkin derli toplu bilgiler de yer almaktadır. Ekleriyle birlikte 780 sayfadan oluşan rapora http://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem23/yil01/ss544.pdf  adresinden erişilebilmektedir.

•••

Raporda sorun kaynakları; 1) Yapısal, Yasal ve Kurumsal Sorunlar; 2) Toplumsal-Sosyolojik Nedenlerden Kaynaklanan Sorunlar; 3) İş Sağlığı ve Güvenliği İle İlgili Sorunlar ve 4) Sektörde Karşılaşılan Diğer Önemli Sorunlar, olmak üzere dört ana başlık altında toplanmıştır. Sektörün sorunları ise, bu ana başlıkların altında yer alan; Siyasi irade eksikliği, MİGEM ve diğer kamu kuruluşlarının kurumsal yapısı, Bürokratik süreç, Devlet yardımları, Maden Kanunu ve ilgili mevzuat, Uygulama, Rezervlerin küçüklüğü, Sermaye yetersizliği, Madencilik sektöründe halkla ilişkilerin eksikliği ve bilgi kirliliği, Genel bir veri tabanı eksikliği, Eğitim, İş güvenliği kültürü eksikliği, Teftişlerin etkinsizliği, Meslek mensuplarının uzmanlaşma yetersizliği, Meslek hastalıklarının teşhisinde yetersizlik, Arama yetersizliği, Yatırım güvencesinin eksikliği, Mermer-doğal taş sektöründe standart olmayışı, Maden arama, rezerv ve madenlere ilişkin diğer bilgilerin güvenilir ve uluslararası standartlara uygun olmayışı gibi alt başlıklar altında belirtilmiştir. Sorunların bir kısmı sektörün genelini ilgilendiriken, bir kısmı da yalnızca bazı alt sektörleri ilgilendirmektedir.

Raporun Sonuç bölümünde yer alan öneriler şöyle özetlenebilir:

- Başta Maden Kanunu olmak üzere tüm ilgili mevzuat günümüzün ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde yenilenmelidir.

- Ulusal madencilik politikalarını belirleyerek maden kaynaklarımızın dünyadaki yeni gelişmelerin ışığında ulusal ekonomiye yüksek düzeyde katkı sağlayacak biçimde değerlendirilmesi için, bir master planının oluşturulmasında zaruret vardır.

- Madencilik sektörüne özgü kurumsal yapıların oluşturulması için merkezi yönetimden mahalli idarelere kadar tüm bürokratik yapıların, madenciliğin sorunlarının çözümüne katkı yapabilecek fiziki imkânlara ve personel yapısına kavuşturulması gerekmektedir. Bu kapsamda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ikiye ayrılarak madencilik için ayrı taşra teşkilatı olan müstakil bir hizmet bakanlığı kurulmalı; MİGEM, MTA ve sektördeki KİT’ler ivedi olarak yeniden yapılandırılmalıdır.

- Sektörde firma ve işletme ölçeklerinin büyütülmesine, güçlü sermaye gruplarının sektöre olan ilgisinin artırılmasına, kredi imkânlarının geliştirilmesine, kaliteli eğitim yoluyla sektörel iş gücünün niteliğinin yükseltilmesine özel önem verilmelidir.

- Çeşitli teşvik tedbirleri yanında madencilik bankası kurulması, kurumların akredite edilmesi ve profesyonel mühendislik uygulamasına geçilmesi gerekmektedir. Ayrıca, hazırlanan projelerin ve maden ürünlerinin borsada işlem görmesi sağlanmalı ve ülkemiz ihtiyaçlarına yönelik enerji-maden (ham madde)-uç ürün üretimi entegrasyonları ile büyük ölçekli projeler geliştirilmelidir.

-  Başta enerji ham maddelerinde olmak üzere, bilinen kaynaklar Türkiye’nin artan ihtiyacına cevap vermekte yeterli değildir. Bu çerçevede, yurt içi kaynakların geliştirilmesinin yanı sıra yurt dışına yönelmek, Türkiye açısından bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.

- Yetki karmaşasına son vermek amacıyla, madencilikle ilgili bütün izinlerin tek bir otorite tarafından verilmesi ülke yararına olacaktır. Alınması gereken izinlerin tamamının (GSM izinleri, tarım, orman, sit alanına ilişkin izinler vb) ÇED kapsamına alınması önerilmektedir.

- Madencilik alanında gelişmiş ülkelerde uygulanan raporlama standartları, ülkemiz madenciliğine uyarlanmalıdır.

- Madencilik faaliyetlerinin gelişmiş ülkelerde de görüldüğü gibi çevreye duyarlı bir anlayış içinde sanayileşme ile birlikte yürütülmesi zorunludur.

- Sektördeki iş sağlığı ve güvenliğini artırmak ve kazaları azaltmak için raporda belirtilen önlemler alınmalıdır.

•••

Raporun çağrıştırdığı kimi düşünceler de şöyledir:

- Rapor bir malumu bir kez daha ilan etmektedir: Madencilik sektörü A’dan Z’ye sorunludur.

- Bu  tür araştırmaları yapması gereken yürütme organına bağlı bir kurum olmadığı için mi, sektörün sorunlarını yasama organı araştırmıştır? Tabii ki var. Madencilik faaliyetlerinin ülke ihtiyaçları, yararı, güvenliği ve gelişen teknoloji doğrultusunda yürütülmesini sağlayacak tedbirleri almak, önerilerde bulunmak, politika esaslarını tespit etmek, ülke ve dünya madencilik faaliyetlerini izlemek ETKB/MİGEM’in görevleri arasındadır. Ancak MİGEM maden hakları ile ilgili ruhsatları vermek, ruhsat sahalarındaki madencilik faaliyetlerini takip etmek, maden sicili tutmak gibi görevlerin dışına çıkıp bu tür araştırmaları hiç bir zaman lâyıkıyla yap(a)mamıştır. Yap(a)madığı içindir ki, sektörün sorunları birikmiş ve araştırılması Meclise kalmıştır. Geçmiş bir yana, Bakanlığın, bu yılın başında açıkladığı Stratejik Planı kapsamında da bu tür bir araştırmayı yapması gerekiyordu. Planın Durum Analizi bölümünde sektörün sorunları saptanabilir; Çevre Analizine ilişkin bölümünde dünyadaki durum ve gelişmeler, yönelimler, yaklaşımlar ile başka ülkelerdeki muadil kurumların yapıları ve işleyişleri vb incelenebilir; saptanan sorunları çözmeye yönelik önlemler Stratejik Amaç ve Hedefler bölümünde yer alabilirdi. Bakanlık ciddiye almadığı için mi, daha iyisini kotaracak kadroları olmadığı için mi nedendir bilinmez, Stratejik Planı göstermelik olmuştur. Planın ciddiyeti Maden Yasası’nda değişiklik yapıldığında da ortaya çıkmıştı. Anımsanacağı üzere ETKB Stratejik Planı açıklandıktan sonra, Planın hedefleri arasında yer almadığı halde, Maden Yasası’nda kapsamlı değişiklik gibi çok önemli bir icraat yapılmıştı.

- Yaptırım gücü olmayan araştırma raporunda belirtilen öneriler hayata geçirilebilecek mi? Umutlu olmak için yeterli bir neden görülmemektedir. Rapordaki sorunlar ilk kez dile getirilmiyor. Sektör mensupları yıllardır hemen her fırsatta bu sorunları dile getirmektedir. Ayrıca, Mecliste daha önce de benzer araştırma komisyonları kurulmuş ve raporlar hazırlanmıştır. Ancak sektördeki sorunlar varlığını artarak sürdürmüştür.

Rapordaki önerilerin ETKB/MİGEM tarafından hayata geçirilmesi beklenir. Ancak raporda da açıkça belirtildiği gibi Bakanlığın/MİGEM’in kendisi önemli bir sorun kaynağıdır. Hatta sorun kaynaklarının odağında olduğu bile söylenebilir. Bu nedenle görünen o ki, ETKB/MİGEM ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden yapılandırılmadığı, kalifiye/uzman personel istihdam etmediği sürece, ne kendisi sorunları analiz edip önlem alabilir, ne de raporda belirtilen önerileri sorunsuz biçimde hayata geçirebilir.

- Raporda sorun kaynağı gibi görülenlerin bir kısmı görmezden/bilmezden gelinen bazı temel sorunların sonuçlarıdır. Örneğin; işletme ve firma ölçeklerinin yetersizliği, sermaye yetersizliği ve arama yetersizliği; ruhsat verme sürecinde mali yeterlilik aranmamasının sonuçlarıdır.

Örneğin, Bakanlık, MTA ve KİT’lerden kaynaklanan sorunlar, mevzuatın yetkinleştirilememesi, koordinasyon eksikliği, kamu kurumlarında uzman/kalifiye personel yetersizliği gibi sorun kaynakları gökten zembille inmemiştir; siyasal iktidarların ve onların atadığı yöneticilerin eseridir. Kamu kurum ve kuruluşlarına atamalarda liyakat gibi nesnel kriterler yerine, yandaşlık gibi öznel kriterlerin gözetilmesi, yalnızca kamu hizmetlerinin niteliksizleşmesine yol açmakla kalmıyor, başkalarının haklarının gaspı anlamına da geliyor. Bu gasp, ne evrensel hukukla ne de ahlâk kurallarıyla bağdaşır. Hangi inançla(rla) bağdaşacağını da o alanın uzmanları söylesin. Kim bilir, cami imamlarının toplumda kanaat önderi olmasıyla belki ülkede hukukun üstünlüğü tesis edilebilir, kamu kurum/kuruluşları siyaset esnafının tasallutundan kurtarılabilir, kifayetsiz muhteris kamu çalışanlarının siyesetçi peşinde koşması önlenebilir ve böylece kamu kesiminde işler daha iyi yürür hale gelir.

- Rapor, Komisyona iletilen sorunları iletildiği boyutlarıyla kapsamaktadır. Dolayısıyla rapordaki eksikliklerin sorumluluğu Komisyona değil orada görüş bildirenlere ait olmalıdır. Raporda yer almayan sorun ve öneriler var mı? Elbette var. En önemlisi de mineral kaynakların korunması, tahrip edilmemesi, verimli işletilmesi ve işletilmesinde toplum yararının gözetilmesi için mevzuatta yaptırımı olan hiç bir hükmün bulunmadığının ve uygulamada buna ilişkin bir mekanizmanın tanımlanmadığının belirtilmemiş ve buna yönelik önerilerin dile getirilmemiş olmasıdır. Oysa mineral kaynakların topluma/kamuya ait olduğu, üretildiklerinde yerine konulamayan tükenebilir varlıklar olduğu, bu nedenle çok ciddi şekilde planlanması ve değerlendirilmesi, madencilik faaliyetlerinde kamu yararının gözetilmesi gerektiği vb hemen her fırsatta herkesçe söylenmektedir.

- Raporda, madencilikte gelişmiş olan ülkelerin mineral kaynak ve cevher rezervi raporlama standartlarına ilişkin kapsamlı bilgi ve örnek yönetmelikler (kodlar) ile bu tür standartlara göre hazırlanmış pek çok rapor örneğinin verilmesi ve Komisyon Başkanının Mecliste raporun görüşüldüğü birleşimde yaptığı konuşmasının önemli bir bölümünü bu standartlara ve standartların Türkiye’ye uyarlanması gereğine ayırması, Komisyonun konuya verdiği önemi göstermektedir.

- Rapor, içerdiği bilgilerin zenginliği nedeniyle, özellikle sektörün sorunları ile ilgilenecekler için, önemli bir kaynak niteliğindedir.

Bundan sonra yapılması gereken, raporda dile getirilen önerileri eklektik biçimde hayata geçirmeye çalışmak değil, raporda belirtilen ve belirtilemeyen tüm sorunları bütüncül bir yaklaşımla analiz etmek, diğer ülkelerin örneklerini incelemek, yapılması gerekenleri belirlemek, planlamak ve uygulamaya geçirmek olmalıdır. Yani madencilik sektörü; mevzuatından idari yapılanmasına, arama/işletme ruhsatı verme süreçlerinden işletmelerin denetimlerine, kaynak/rezerv raporlama standartlarından arama ve yatırımların finansmanına, mühendislik eğitiminden, mühendislerin yetkilendirilmesi ve hizmetlerinin sunulma biçimlerine değin her şey “sil baştan” kurgulanmalıdır.

----------

Bu yazı, 01.11.2010 tarihinde enerjienergy.com adlı web sitesinde yayımlanmaya başlamıştır.

0310735