Haziran 2010’a kadar, parası (mali gücü) olup olmadığına bakılmaksızın her isteyene maden arama ruhsatı; aramayı ne kadar ciddi yaptığına bakılmaksızın da işletme ruhsatı verilebiliyordu. Haziran 2010’da yayımlanan ve Maden Yasası’nda değişiklik yapan 5995 ayılı yasa ile maden arama ruhsatı verilecek kişilerde artık mali yeterlilik koşulu da aranacak, arama dönemlerinde bazı asgari faaliyetlerin yerine getirilmesi istenecek ve bu faaliyetleri yerine getiremeyenlere işletme ruhsatı verilemeyecek. Bu değişikliklerin nasıl uygulanacağını zaman gösterecek. Ama Yasa çıktığından beri getirisi/götürüsü tartışılıyor. Olumlu bulanlar da var, karşı çıkanlar da. Karşı çıkanların gerekçeleri, bilebildiğim kadarıyla, şunlar: Madencilik şirketlerimizin çok büyük çoğunluğu küçük ve orta ölçekli. Mali güçleri sınırlı. Arama dönemlerinde istenen asgari faaliyetlerin hepsini yapabilmeleri mümkün değil. Onların ruhsat verilmeyip tasfiye edilmeleri, sektörün daha çok yabancı sermayeye ve son yıllarda yükselen sermaye kesimine bırakılması anlamına gelir. Rezervlerimiz de çoğunlukla küçük ölçekli. Bunlar büyük sermayenin ilgisini çekmeyeceği için işletilemeyecek ve ekonomiye kazandırılamayacak...

Maden Yasa’sının değiştirilmesi sürecinde katılabildiği bazı toplantılarda mali ve teknik yeterliliği öneren -ancak teknik yeterlilik konusunda ikna gücü yetersiz kalan- biri olarak tartışmalara katkıda bulunmam kaçınılmazdır. Nerden başlamalı?..

1) Mineral kaynakların yabancı tekellerin eline geçmemesi, küçük ölçekli şirketlerin kollanması ve küçük ölçekli rezervlerin atıl kalmaması talepleri, haklı taleplerdir. Ancak bu taleplerin hiç biri, mineral kaynakların atıl tutulmasına, tahrip edilmesine, etkin olmayan ve verimsiz biçimde işletilmesine göz yumulmasının gerekçesi olması kabul edilemez. Bu talepleri karşılamaya yönelik mekanizmalar istenirse bulunabilir. Bulunmalıdır da.

2) Yabancı tekellerin ya da son yıllarda yükselen sermaye kesiminin önü bugüne değin kapalı değildi ki, bu değişiklikle açılacak olsun. Küçük ölçekli firmalara/çantacılara verilen ruhsatlar da, hep onlarda mı kalıyordu? Ruhsatlar bir yana, günümüzde şirket hisselerinin her an el değiştirmesi mümkün değil mi?

3) Mineral arama ve araştırma faaliyetleri özel uzmanlık gerektiren maliyeti yüksek faaliyetlerdir. Mali gücü yeterli olmayanlara da arama ruhsatı verilebilsin ya da asgari faaliyetler bile yapılmasa olur demek; mineral kaynaklar atıl kalsa da olur ya da bilimsel anlamda yeterince aranmadan işletmeye alınsa da olur demektir. Yeterince aranmadan işletmeye alınsa da olur demek, kaynaklar tahrip edilse de olur, ya da etkin ve verimli biçimde işletilmese de olur demektir. Türkiye’de yıllardır yapılan da bu idi. Nitekim bu durum, madenciliğin sorunlarını araştıran Meclis Araştırma Komisyonu Raporuna (2010) şu ifadelerle yansımıştı: “Türkiye, dünyada yüz ölçümüne göre en fazla maden arama ruhsatı alınan ve ruhsat başına en az risk sermayesi harcanan bir ülke konumundadır… Buna karşın ülkemizde arama ruhsatlarının büyük bir bölümü dosya üzerinden işlem görmektedir.” Mali yeterliliğe karşı çıkanlar bu durumun sürmesini mi istiyor?

4) Devletin yatırım yapmadığı, büyük sermayenin de ilgi göstermediği için sektöre “fakir madenci kalabalığı”nın hâkim olduğundan, bu nedenlerle madenciliğimizin gelişemediğinden ve ilkel olduğundan, madenlerimizin verimsiz işletildiğinden, iş kazalarının çok yüksek olduğundan, madenlerimizin atıl kaldığından hep yakınıldı. Bilimsel anlamda arama-araştırma yapabilecek mali gücü olmayan kişilerin, madeni işletirken büyük miktarda yatırımlar gerektiren ileri teknolojileri uygulaması mümkün olamayacağına göre, hem bunlardan yakınmak hem de mali açıdan güçlü olmayanlara da ruhsat verilmesi gerektiğini savunmak çelişki değil midir? Mali yeterlilik aranmasın demek, çağdışı sayılabilecek teknolojilere razı olmak demek değil midir?

5) Mali yeterlilik koşulu, yasa değişikliği yürürlüğe girdikten sonra arama ruhsatı talebinde bulunacak kişilere uygulanacaktır. Dolayısıyla halen ruhsatı olanların bu nedenle tasfiyesi söz konusu değil. Peki, yeterlilik koşuluna karşı çıkanlar, mali gücü yetersiz hangi kesimin tasfiyesinden endişe ediyor? Geçmişte arama/işletme ruhsatı almış olup bundan sonra alamayacak duruma düşmüş olanların mı? Varsın, onlar yeni ruhsat alamasın. Onlar önce ellerindeki sahaları doğru dürüst arasın ve işletsin, ondan sonra yeni sahalar peşinde koşsunlar. Yoksa madenciliğe yeni soyunacakların mı? Sektörde yeteri kadar “fakir madenci” var, üstü kalsın. Ayrıca, mali gücü yeterli olmayanların güç birliği yapmalarının önünde bir engel de yok.

6) Yeterlilik, yalnızca maden arama ruhsatı verme işleminde değil, pek çok işlemde de aranıyor. Amacı, kaynakların çarçur edilmesini önlemek, söz konusu işi yapmak için gerekli asgari uzmanlığı ve mali gücü olmayanları baştan elemek. Kamu otoriteleri, örneğin küçük ölçekli bir çatı onarım ihalesine katılacaklarda ya da projesine, çok değil, 20.000 TL tutarında mali destek vereceği kişilerde bile mali ve teknik yeterlilik ararken, tükenebilir nitelikteki kaynakların arama/işletme ayrıcalığını vereceği kişilerde bu koşulları aramasın demenin haklı bir gerekçesi olabilir mi?

7) Yeterlilik koşulu yeni moda bir akım değildir. Gerçi her mahallede bir milyoner yaratma söylemiyle Türkiye’de serbest piyasa ekonomisinin tohumlarının atıldığı Menderes’li yıllarda çıkarılan 6309 sayılı Yasa’da da, bu ekonomi anlayışının alabildiğine serpildiği Özal’lı yıllarda çıkarılan 3213 sayılı Yasa’da da yoktu ama, 1867 yılında yayımlanan ve Dilaver Paşa Nizamnamesi olarak da anılan “Ereğli Kömür Maden-i Hümayunu İdaresinin Nizamnamesi” başlıklı düzenlemede vardı. Bu topraklarda, sermaye ve bilgi birikiminin bugünkülerle kıyaslanamayacak ölçüde geri olduğu 1867 yılında zorunlu görülen mali ve teknik yeterlilik koşullarına, 2000’li yıllarda karşı çıkmak ne kadar anlamlıdır?

8) Yeterlik koşulu bizim işgüzarlığımız değildir, diğer ülkelerde de var. İnternette ilgili yasalarına (ya da yasaları hakkındaki yazılara) erişilebilen 15 ülke (Hollanda, Avustralya, Polonya, G. Afrika, Filipinler, Cezayir, Guatemala, Dominik, Laos, Angola, Tanzanya, Namibya, Guyana, Solomon Adaları ve Fiji) arasında mali ve teknik yeterlilik koşullarını aramayan tek bir ülke bile yoktur. Evet, çok farklı coğrafyalardaki, çok farklı yönetim anlayışlarının geçerli olduğu ve çok farklı gelişmişlik düzeyindeki bu 15 ülkenin hepsinde, mineral kaynakları arama ruhsatı/lisansı verilecek kişilerde, hem mali ve hem de teknik yeterlilik koşulları aranmaktadır. Olasılıkla diğer ülkelerde de aranıyordur. Yeterlilik arayan bütün ülkeler mi yanlış yapıyor?

9) Türkiye’de sermayenin yoğunlaşmasında hayli yol alındı. Madenciliğe, geçmişte uzak duran büyük sermayenin de ilgisi artmakta. Bu nedenlerle, mali yeterlilik koşulu, sermayesi yeterli olmayanların önünü tıkar, buna karşılık ciddi/bilimsel anlamda madencilik yapabilecek olanların önünü açar. Bundan madenciliğimiz olumlu yönde mi etkilenir, olumsuz yönde mi?

10) Türkiye’deki rezervlerin küçük olduğu savlarının iyi analiz edilmesi gerekir. Gerçekten çok iyi arandıkları halde mi küçükler, yoksa doğru dürüst aranmadıkları için mi? Resmi kaynaklarda yazılı rezervinin birkaç katı cevher üretildiği halde halen işletilmekte olan yatakların bulunduğuna bakılırsa, ikinci olasılığın daha güçlü olduğu düşünülebilir. Pek çok sahanın daha ayrıntılı ve daha bilimsel aranmasıyla bilinen rezervlerinin artmayacağını kim iddia edebilir?

11) Konu mühendisleri de doğrudan ilgilendirmektedir. Mali gücü yeterli olmayanların, mühendisinin ücretini bile ödeyemeyenlerin sektörden çekilmesi sonucu “göstermelik” mühendislik-danışmanlık hizmet talebinin azalması, buna karşılık daha nitelikli hizmet talebinin artması beklenebilir. Bir başka ifade ile mühendislik-danışmanlık hizmetleri talebinin niceliği azalır ama niteliği artar. İyi mi olur, kötü mü? Bundan meslek onuru nasıl etkilenir?

“Kim işletecekse, adam gibi işletsin!” ilkesini 1970’li yıllardan beri savunanlardanım. Bu ilkede “Bizim sermaye iyidir, ne yapsa yeridir!” gibi bir sakat anlayışa yer olmadı, olamaz da.

Kısacası, yanlış olan; arama ruhsatı verilmesinde mali yeterliliğin 2010 yılında getirilmiş olması değil, bu yıla değin getirilmemiş olmasıdır; arama ve işletme ruhsatı verilmesinde hem mali hem de teknik yeterlilik aranmamasıdır.

--------

Bu yazı, 17.01.2011 tarihinde enerjienergy.com adlı web sitesinde yayımlanmaya başlamıştır.

0302009